Malatya denince ilk akla gelen şeylerden biri, şehrin dünyaca ünlü kuru kayısısıdır. Ancak bu sektörün görünmeyen yüzünde, kayısıyı dalından sofralara ulaştıran işçilerin emeği pek konuşulmaz.
Kayısı hasadı, yaz aylarında yoğun bir şekilde yapılır. Sabahın erken saatlerinde başlayan mesai, tarlada meyvenin toplanmasıyla başlar. Ancak asıl zahmetli süreç, kayısının kurutulması ve işlenmesidir. Binlerce işçi, kavurucu sıcak altında kayısıları serer, çekirdeklerini çıkarır ve doğal güneş ışığında kurutulmalarını sağlar. Günler süren bu işlem, dikkat ve sabır gerektirir.

Kuruyan kayısılar, taş değirmenlerde elenerek kalite sınıflarına ayrılır. Özellikle sülfürleme işlemiyle renginin korunması sağlanan kayısılar, özenle paketlenerek ihracata hazırlanır. Ancak bu zahmetli süreçte çalışan işçiler, genellikle düşük ücretlerle çalışır ve emeklerinin karşılığını tam anlamıyla alamazlar.
Malatya’nın kayısı sektörü her yıl milyonlarca dolar gelir sağlarken, bu emeğin ardındaki işçilerin koşulları göz ardı ediliyor. Oysa kayısı işçiliği, şehrin en önemli ekonomik faaliyetlerinden biri ve Malatya’nın tarımsal gücünün temel taşıdır.
Belki de kuru kayısı yerken, onu soframıza getiren görünmez kahramanları da hatırlamak gerekir.