Tüm dünya olarak bir eğitimin içerisindeyiz kimimiz gönüllü öğrenci, kimimiz öylesine giriyoruz bu derslere. Kimilerimiz ise sınıfta olsa bile aklı başka yerlerde. Gazze okulu diye bir deyim var günümüzde ve tüm insanlık bu okulun öğrencisi öyle basit bir eğitim değil verilen birebir, canlı uygulamalı sonrasında kayda alınan dersleri tekrar tekrar oynatılan, acı ve gözyaşı yüklü eğitimler var bu okulda.
Bize öğretiyor nasil kaybettiğimizi nerede çürüdüğümüzü ve nasıl asimile olduğumuzu tutsak oluşumuzu. Aslında görünmez prangalarla dünyaya nasıl bağlandığımızı, esir oluşumuzu üç günlük dünyanın şatafatına, hırsına, mal ve gösteriş tutkusuna nasıl kandığımızı.Rahatımız bozulmasın diye ne duyan olmuşuz, ne duyuran ne de harekete geçiriyor bizi 40 binden fazla insanın kıyımı 20 binden fazla çocuğun katledilişi.
Gazze okulu İsrail’in kendilerini esir ettikleri, esir ettiklerini düşündükleri dünyalarında öyle güzel çiçekler yetiştirmişler, öyle şifalı öyle tohumlar biriktirmişler öyle berrak duru tatlı ırmaklar oluşturmuşlar ve İsrail kötülüğü yağdırdıkça başlarına bombalar düştükçe Gazze’ye saçılıyor yetişen çiçeklerin mis gibi kokusu yeryüzüne. Bu tohumlar düşüyor merhametli gönüllere. Ve bu ırmaklar suluyor, ıslatıyor acı çeken gönülleri. Kimileri huzur buluyor bunun ile kimilerinde iman oluyor büyüyor.
Sonunda anlıyoruz esir olan tüm dünya özgür olan Gazze’ye muhtaç kurtarılmayı bekliyor ve ayak sesleri duyuluyor taaa dünyanın öbür ucundan Gazzeli şehidin ve iz bırakıyor henüz imana kavuşmamış insanların kalplerinde bir tohum oluyor büyüyor. Beş yaşındaki çocuk öğretiyor imanı tüm dünyaya haykırarak çünkü Gazze iyi bir öğretmen di ona ve bizim geç kalmışlığımızın, yol tutamayışımızın. Bu zulme çare olamayışımızın utancını yüzümüze vuruyor ve direniyor dimdik ayakta.
Nereden nasıl başlamalıyız bunu da Gazze den öğrenelim. Gazzeli bir abimize bize tavsiyeniz nedir sizin için ne yapabiliriz diye sorduğumuzda sizden bir şey istemiyoruz dedi sadece çocuklarınızı imanlı bir şekilde doğru ve adaletli yetiştirin nesillere sahip çıkın. Çok kıymetli Filistinli Abdülfettah El Awaisi hocamıza bize tavsiye verir misiniz diye sorduğumda sizden sadece bir şey istiyorum dedi lütfen çocuklarınıza Filistin Mescid-i Aksa’yı anlatın unutturmayın. Onların dünyasında bunun bir yeri olsun bir karşılığı olsun. Mesela her yemekten sonra ellerinizi açın ve evlatlarınızla birlikte Filistin için Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü için dua edin çocuklarınızın hayatında bir karşılığı olsun iz bıraksın diye tavsiyede bulunmuştu.
Evet bizler evlatlarımızı yetiştirmekte gerçekten eksik kaldık bunun acısını şimdi çekiyoruz şikayetçi olduğumuz bu nesil hepimizin eseri. Bir yerden başlamak gerekiyor bugünkü zulmü evlatlarımıza en iyi şekilde anlatmalıyız zalimi ve zulmünü iyi öğretmeliyiz. İmanın insanı nasıl üstün kıldığını, güç ve cesaret verdiğini bombalar yağsa da başlarına ahiret bilincinin onu ayakta tuttuğunu. Müslümanın hiçbir kaybının olmadığını zalimin acı sonunu anlatmalıyız. İslam’ın adaletini onlara en güzel şekilde öğretmek zorundayız bugün bunu başaramazsak yarın çok geç olacak ve bugün beğenmediğimiz nesilden daha kötüsü bizleri karşılayacak.
Rabbim hepimize doğru bir bilinç iyiyi kötüyü ayırt edebilecek şuur ve sarsılmaz bir iman nasip etsin ki biz bu işin üstesinden gelebilelim. Gelemesek bile en azından elimizden geleni yapmış olalım.
Yazar: Ayşe BAĞCI