Kapatın gözlerinizi acı bir yolculuğa çıkacağız çok uzak olmasak da bu yolculuğa idrak edemiyoruz galiba. Rutinleşti mi? Bizim için acı gözyaşı ve ızdırap. Zulmü içselleştirdik mi? Alıştık mı yoksa?
Sesimiz bu kadar zayıf çıkıyor, yoksa vaz mı geçtik insanlıktan, adaletten….
Kargaşa,kaos ve zulme mi terk ettik dünyayı bir gün bize de ulaşsın diye.
Evet kapatalım gözlerimizi öyle bir mekana gidiyoruz ki tüm renkleri kaybolmuş hayatın. Tüm sesleri kısılmış hoş sedaların. Bürümüş siyah ve grinin tüm tonları gözünün alabildiği ve daha fazlasıyla geniş bir alanı. Ne kuş sesleri geliyor ne de kediler miyavlıyor satıcılar geçmiyor sokaktan ne oynayan çocuk sesleri geliyor ne de annesinin ona seslenişi. Kaybolmuş rutin denen hayatın bütün izleri,yıkımların altında kalmış,tozu dumana bulanmış.
Yaşam; acı çekiyor, inliyor, feryat ediyor. Soğuk rüzgarlar esiyor, ölüm dolaşıyor sokaklarda. Patlama sesleri, çığlıklar, ağlayışlar, bağırışlar…
Duyan olmasa da seslerini yükseltmeye devam ediyorlar. Gazze’nin insanı acı ve kederi taşıyıp onuru, izzeti kalkan edinmiş kendisine tüm insanlığa örneklik teşkil ediyor. Öğretiyor duruşuyla bahadırlığı ve teslimiyetiyle imanı aşılıyor. Etrafta koşuşan anneler gözyaşı yerine kan akıtıyor. Izdırabın tüm izlerini yüzlerine yansıtıp elleriyle taşıyan babalar ve ömrün son demlerinde yaşlılığın, çaresizliğin ve muhtaçlığın elinde kalmış dedeler,nineler. Etrafta sağ kalanlar koşuşturuyor kaçacak yer arasalar da bulamıyorlar etrafları kuşatılmış ve mekana sıkıştırılmışlar.
Bir çocuk uzaktan ağlayarak geliyor henüz yedi yaşında yoruldum diyor yürümekten, kanadı bacaklarım koşmaktan. Bir başka yavru kilometrelerce taşıyor kendi bedeni kadar olan kardeşini sırtında yaralı olduğu için bırakmıyor.
Bir anne evladının dağılmış bedenini topluyor ,
bir araya getirip sanki yeniden dünyaya getirmişim gibi oldu diyor. Evladının eline bulaşan kanını yıkamak istemiyor kokusu var diyor ellerimde..
Betonlar arasında sıkışmış bedenler ellerinde Kur’an ile Rab’lerine gidenler ve en çok da sıralanmış sehit çocuklar daha dünyaya gelmeden dünyasından edilenler.
Enkazların arasında dağılmış masum bedenler. Dillerde Hasbinallah ve Nimel Vekil ile müslümanlardan umudunu kesmiş, küsmüş şehitler. Rab’lerine şikayetçi olarak gidiyorlar.
Bir ses duyuluyor yıkıntıların üzerinde yorgun ve çaresiz bir hâlde, izleyin bizi ey insanlar biz de izleyeceğiz sizi cehennem ateşinin içinde diyor.
Bu ses ile açalım gözlerimizi ve kendi renkli dünyamıza dönelim ama öyle sessizce kayıtsızca alışmış ve umarsızca değil bu anları yaşamış öyle acı ve ızdırap çekmiş olarak ve ne yapabilirim diye dönüp dönüp kendimize soruyor olarak…
Bu zamanın imtihanından nasibimize bu zulüm düştü. Zulüm hep vardı belki en kötüsü sessiz müslümanlar düştü. İçerisinde bulunduğu sistem bozulmasın rahatları kaçmasın, ateş bizi de yakmasın diye zulme razı olan insanlık düştü. Ne farkı kaldı cahiliyedeki sistemi otoriteleri bozulmasın diye hak ve hukuku görmezden gelenlerden hakikati kabul etmeyip kendi bildikleri doğrultusunda hareket edenlerden.
Bu dünya imtihan yurduyken, zaman arkamızdan bizi kovalarken, kabir kollarını açmış bizi beklerken, dünyada iyilik arayıp zulme rıza göstermek akıllıca mı ? Gelin yüreğinde cenneti taşıyan tüm müslümanlar olarak Uhud Savaşı’nda birbirlerine dua eden iki yiğit gibi dualaşalım ve birbirlerimize Amin diyelim Sat Bin Ebi Vakkas r.a ve Abdullah Bin Cahş r.a gibi ellerimizi açalım ve Abdullah Bin Cahş’ın r.a duası gibi yakaralım ne idi duası”Ya Rab birazdan savaş başlayacak benim karşıma güçlü bir asker çıkar ve o beni öldürsün bütün uzuvlarımı kessin ve senin (c.c) huzuruna geldiğimde ey Abdullah ne yaptın bedenini diye sorduğun zaman ben kirlettim Ya Rab günahlarla kirlettiğim bedenimi orada bıraktım sana getirmedim. Onları senin yolunda feda ettim” böylece belki affa mazhar oluruz.Bizler de açalım ellerimizi Ya Rab bu zulmün karşısında canlarımızla,mallarımızla, senin yolunda savaşalım tüm kirlettiğimiz mallarımızı,canlarımızı,duygularımızı, kalplerimizi senin yolunda kurban edelim tertemiz bir şekilde huzuruna gelelim ve İsmail Heniyye gibi Yahya Sinvar gibi son nefesimize kadar sırati mustagimde kalalım ve bu yolda şehit olalım inşallah (amin amin amin).
YAZAR: AYŞE BAĞCI