Maalesef modern biri cahiliye çağında her taraftan kuşatılmışız. Bütün kapılarımız kapalı ne kalp gözü açık ne idrak var ne akıl edebiliyoruz ne de içinde bulunduğumuz imtihanın farkındayız. Öylesine yaşıyoruz işte sadece anı kurtarmak nefsi memnun etmek ve beğenilme arzusu ile rezil olmak Allah’ın rızasından uzak olmak, toplum tarafından eleştirilmek, hiç umurumuzda değil sadece benlik duygusu ile hareket ediyor ne ana baba tanıyor ne evlat biliyoruz. Yaşımızı, zamanımızı, sağlığımızı,sevdiklerimizi sevgimizi boş ve amaçsız şeyler uğruna heba ediyoruz.

Bu duruma nasıl geldik; maalesef ilk imtihanımız olan ve cezaya çarptırıldığımız bizi cennetten kovduran nefsimizin ve şeytanın aldatmasıyla Allah’ın yasakladığı o meyveyi yememiz ile.Şunu anlamamız gerekiyor ki her şeyin özü haramlardan uzak durmak helallere sarılmak bu şekilde fıtratımızı koruyabilir günahlardan uzak kalabiliriz. Maalesef kurtuluş reçetemiz olan helal gıdaya gerekli önemi vermiyoruz.Belki de eskilerin masalları der gibi biz de onu elimizin tersiyle itiyoruz oysa ki Allah Resulü (s.a.v)ne buyurmuştu “Haram bellidir helal bellidir.Bir de şüpheliler vardır ki insanların çoğu bunu bilmez ve kim şüphelilerden uzak durursa dinini ve ırzını korumuş olur.”çocuğumuzu bir eğitim kurumuna verdiğimiz zaman nasıl eğitim vereceklerini soruşturuyoruz ama ne yedireceklerini sormuyoruz. Oysaki bütün ilimlerden daha kıymetli çocuğun helal beslenmesi. Osmanlı’da suç işleyen gençleri 40 gün hapsedip onları temiz helal gıda ile besler 40 günün sonunda nasihat edip gönderirlermiş.Vücuduna haram lokma girmiş bir insanın algıları kapalı kalbinin ve aklının üstü puslanmıştır.Siz ona ne kadar anlatırsanız anlatın Allah’ın lütfu hariç kesinlikle bunu anlamayacaktır. Allah’ın haram kıldığı domuzun , içkinin maalesef girmediği hiçbir alan yok gibi.Kıymetli bir hocamızın bir sözü vardı; domuz dağda kendi başına gezen bir hayvan olsa imtihanın bir anlamı kalmazdı. Bunun bir imtihan olduğunun bilincinde olup dikkat etmeli, gereken hassasiyeti göstermeliyiz.O zaman fark edeceğiz ehlimizin ve kendimizin üzerindeki değişimi.İşte o zaman sözümüzün çocuklarımızın üzerinde tesir olacak dualarımıza icabet olunacak Allah Rasulü (s.a.v)”Ya Sad yiyeceğini temiz eyle ki duası kabul olanlardan olasın”buyurmuyor mu? şimdi hepimiz Gazze için dua ediyoruz Doğu Türkistan için Arakan için Yemen için Suriye için yeryüzünde iki milyona yakın müslüman varken neden bu dualara icabet olunmuyor. İslam beldeleri kan revan içinde. İnsan haram gıdalarla bedenini kirletti ve arındırmadığı sürece hakikate kör kalacak ne duasına icabet olunacak ne de evladına sözü geçecek.Ne de dünya imtihanını kazanacak.

Şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor ki gençlerimizle birlikte yaşlılarımızı da kaybediyoruz sosyal medyada gördüğümüz paylaşımlar işler acısı insan kendini nasıl böyle helaka sürükleyebilir nasıl böyle aşağılık bir hale sokabilir anlamak çok güç geliyor.
Gıdalarımızı sorgulayalım bizler sorgulamadığımız sürece temiz veya helal olması çoğu üreticinin umurunda olmayacak.Onlar sadece ticari kaygı ile hareket edeceklerdir. Bu da demek oluyor ki biz temiz olani talep edersek ve denetimsiz ürünü satın almazsak üretici denetimli ürün için gayret sarf edecektir.Helal gıda aynı zamanda sağlıklı gıdadır. Bu sebepten dolayı da helal ve sağlıklı gıda arayışında olmalıyız aynı zamanda kazançlarımızın da helal olmasına dikkat etmeli kimsenin hakkına girmeden hukukunu çiğnemeden helalleri abartmadan bir yaşam tercih etmeliyiz.

Din nasihattir ve helal gıda konusunda insanlara nasihat etmeden geri durmayalım. İslam’ı anlatma konusunda geri durmayalım.Merhameti ve sevgiyi yeryüzünde yeniden inşa etmek için çaba sarf edelim . İslam güzel ahlaktır kendimiz güzel ahlakın temsilcisi olalım ve değişime kendimizden başlayalım.
Kim Allah’ın rızası için bir yola çıkarsa Allah o kuluna cennetin yolunu kolaylaştırır inşallah. Ve Allah için sevdiklerimizden vazgeçmenin lezzetini Rabbim kalplerimize yerleştirsin.
Yazar: Ayşe Bağcı