

Bir okulun kapısından içeri girerken aklımıza gelmesi gereken ilk kelime “güven” olmalı.
Çünkü okul, çocuklarımızı hayata hazırladığımız yerdir. Anne ve babaların evlatlarını gönül rahatlığıyla emanet ettiği, öğretmenlerin geleceğe dokunduğu bir ortamdır.
Manisa’da bir lise öğrencisinin okulda silahla yakalanması ise hepimizin bu güven duygusunu yeniden sorgulamasına neden oldu.
Burada yalnızca bir öğrencinin neden silah taşıdığına odaklanmak, meselenin tamamını görmemize engel olabilir.
Asıl üzerinde durmamız gereken konu, bir öğrencinin eline silahın nasıl geçtiğidir.
Bir genç, okul çantasına kitap ve defter yerine silah koyabiliyorsa burada sadece bireysel bir davranışı değil, daha büyük bir toplumsal sorunu konuşmamız gerekiyor.
Çocuklarımızın çevresinde şiddetin normalleştirilmesi, sosyal medyada karşılaşılan görüntüler, arkadaş çevresi, aile içerisindeki iletişim ve silaha erişimin kolaylaşması gibi birçok etkenin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.
Elbette okul yönetimlerinin ve güvenlik birimlerinin tedbirleri önemli.
Fakat okul güvenliği yalnızca kapıda başlayan bir mesele değildir.
Güvenlik, öğrencinin davranışındaki değişikliği fark etmekle başlar.
Bir çocuğun içine kapanması, öfkesinin artması, çevresine karşı tehditkâr davranışlar sergilemesi veya şiddet içerikli davranışlara yönelmesi gözden kaçırılmamalıdır.
Bu noktada ailelere, öğretmenlere ve rehberlik servislerine büyük sorumluluk düşüyor.
Çocuklarımızla daha fazla konuşmalı, onları sadece ders notları üzerinden değerlendirmemeliyiz.
Çünkü bazen bir çocuğun söylemediği bir cümle, verdiği bir davranıştan çok daha fazla şey anlatabilir.
Ancak bunu yalnızca “olay önlendi” diyerek kapatmak yerine, bundan sonra benzer durumların yaşanmaması için ne yapılabileceğini konuşmalıyız.
Okullarda güvenlik tedbirleri artırılabilir.
Aile-okul iletişimi güçlendirilebilir.
Rehberlik çalışmaları daha etkin hale getirilebilir.
Ancak bütün bunların yanında toplum olarak şiddete karşı kullandığımız dili de değiştirmemiz gerekiyor.
Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı ve normalleştirdiğimiz davranışları da öğreniyor.
Bir okulun koridorlarında silahın değil, öğrencilerin gelecek hayallerinin konuşulması gerekiyor.
Bir öğrencinin cebinde silah değil, geleceğine dair umut taşımasını istiyorsak bunun sorumluluğunu yalnızca okula veya aileye bırakamayız.
Hepimizin üzerine düşen bir görev var.
Manisa’da yaşanan olay belki daha büyük bir felakete dönüşmeden önlendi.
Fakat bize çok önemli bir soru bıraktı:
Çocuklarımızı tehlikelerden korumak için daha ne kadar bekleyeceğiz?
Cevabı, başka bir okulda daha büyük bir olay yaşandıktan sonra aramamalıyız.
Çünkü okul kapıları çocuklarımızın geleceğine açılıyor.
O kapılardan korku değil, güven girmeli.
Silah değil, kitap girmeli.
Şiddet değil, umut büyümeli.
Yazar: Nurullah KARHAN