

Malatya, 6 Şubat depremlerinin ardından büyük bir dönüşüm yaşıyor. Şehrin birçok noktasında yeni binalar yükseliyor, rezerv alanlarda çalışmalar sürüyor, TOKİ konutları teslim ediliyor, yerinde dönüşüm projeleriyle vatandaşların yeniden evlerine kavuşması hedefleniyor.
Bunlar elbette önemli ve gerekli adımlar.
Ancak şehrin yeniden inşasını konuşurken bir kesimi gözden kaçırmamak gerekiyor: Kiracılar.
Deprem olduğunda kiracının da hayatı altüst oldu. Oturduğu ev yıkıldı, mahallesi değişti, düzeni bozuldu. Bugün ise yeniden hayat kurmaya çalışırken bu kez yüksek kiralar ve artan yaşam maliyetleriyle mücadele ediyor.
Özellikle asgari ücretle geçinen aileler için tablo hiç kolay değil.
Kira, elektrik, su, doğalgaz, mutfak masrafı, ulaşım ve çocukların ihtiyaçları derken dar gelirli vatandaşın bütçesi her ay biraz daha sıkışıyor. İnsanlar artık yalnızca “Nerede oturacağım?” sorusunu değil, “O evin kirasını nasıl ödeyeceğim?” sorusunu da düşünüyor.
Malatya’da yeni ve güvenli konutların yapılması sevindirici. Fakat güvenli bir evin gerçekten yuva olabilmesi için ulaşılabilir olması da gerekiyor.
Rezerv alanlar ve yerinde dönüşüm projeleriyle şehir fiziksel olarak yenilenirken sosyal boyut da ihmal edilmemeli. Çünkü şehirleri yalnızca binalar değil, o binalarda yaşayan insanlar oluşturur.
Bir kiracı yıllarca aynı mahallede yaşamış, çocuğunu aynı okulda okutmuş, esnafıyla komşusuyla bir hayat kurmuş olabilir. Dönüşüm sonrasında o mahallede yeniden yaşayamayacak kadar yüksek kira ile karşı karşıya kalıyorsa, burada sadece bir bina değil, bir yaşam da değişmiş demektir.
Artık Malatya’da yeniden yapılanmayı yalnızca beton üzerinden değerlendirmemeliyiz.
Kaç konut yapıldı? kadar,
Kaç aile bu konutlarda rahatça yaşayabilecek?
Asgari ücretli bir vatandaş kirasını ödedikten sonra geçinebilecek mi?
Kiracılar için nasıl bir sosyal konut politikası uygulanacak?
sorularını da sormalıyız.
Çünkü depremzedenin güvenli bir eve kavuşması kadar, o evde huzur içinde yaşayabilmesi de önemlidir.
Malatya yeniden kuruluyor.
Temennimiz; bu yeni Malatya’nın sadece daha sağlam binalardan değil, daha güçlü bir sosyal dayanışmadan ve vatandaşın ekonomik olarak nefes alabildiği bir yaşamdan oluşmasıdır.
Unutmayalım:
Kiracının da bu şehirde bir hayatı, bir emeği ve geleceğe dair bir umudu var.
Şehrin yeniden inşasında o umuda da yer açmak zorundayız.
Yazar: Nurullah KARHAN