enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,8372
EURO
55,4536
ALTIN
6.486,56
BIST
11.151,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Malatya
Yağmurlu
17°C
Malatya
17°C
Yağmurlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
18°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C

İyiliğe Gönüllü Olmak

İyiliğe Gönüllü Olmak
REKLAM ALANI
5 gün ago
123
A+
A-

Bazı insanlar vardır; bir iyiliğe vesile olmak için kendi işinden, zamanından, rahatından fedakârlık eder. Kimi bir yetimin başını okşar, kimi ihtiyaç sahibi bir ailenin kapısını çalar, kimi bir hayır çarşısında saatlerce emek verir, kimi de bir lokmayı paylaşarak bir başkasının sofrasına bereket olur. Belki yaptıkları dışarıdan bakıldığında küçük bir çaba gibi görünür. Oysa Allah katında samimiyetle yapılan hiçbir iyilik küçük değildir.

Gönüllülük, yalnızca bir yardım faaliyetinde bulunmak değil; iyiliği hayatının bir parçası hâline getirmek, başkasının derdini kendi derdi bilmek ve Allah’ın rızasını kazanma umuduyla harekete geçmektir.

İnsan, dünyaya yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak, kendi hayatını güzelleştirmek için gelmemiştir. İnancımız bize paylaşmayı, merhameti, dayanışmayı ve birbirimizin yükünü hafifletmeyi öğretir. Çünkü iyilik, yalnızca verilen bir yardım değil; insanın kalbinde taşıdığı merhametin hayata yansımasıdır.

İyilik, Allah’ın razı olduğu bir yolculuktur

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” (Mâide Suresi, 2. ayet)

Bu ayet, iyiliğin yalnızca bireysel bir davranış olmadığını, aynı zamanda birlikte omuzlanması gereken bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. Bir insanın tek başına ulaşamadığı yere, gönülleri bir olan insanlar birlikte ulaşabilir. Bir kişinin gücünün yetmediği bir yük, el ele veren insanların omuzlarında hafifleyebilir.

Hayır çalışmalarında gönüllü olmak da bu dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir. Bir hayır çarşısının hazırlanmasında, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak yardımların paketlenmesinde, bir yetimin ihtiyacının karşılanmasında ya da bir ailenin ihtiyacının giderilmesinde gösterilen her samimi çaba, iyiliğin çoğalmasına vesile olur.

Bazen bir gönüllü saatlerini mutfakta geçirir, bazen el emeğiyle bir ürün hazırlar, bazen insanları hayra davet etmek için kapı kapı dolaşır. Belki yorulur, belki emeğinin karşılığında bir teşekkür bile duymaz. Fakat onun asıl gayesi insanların takdiri değil, yaptığı işin Allah katında kabul görmesidir.

Çünkü gönüllülüğün en kıymetli tarafı, görünmeyen emekte saklıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir iyiliğe öncülük ederse, ona o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır.” (Müslim, İmâre, 133)

Bu hadis, iyiliğe vesile olmanın ne kadar büyük bir manevi değer taşıdığını gösterir. Bir hayır çalışmasına katılan insan yalnızca kendi yaptığı yardımla sınırlı kalmaz; başkalarının da iyiliğe yönelmesine vesile olabilir.

Bir gönüllünün davetiyle hayra katılan bir insan, onun vesilesiyle desteklenen bir aile, ihtiyaçları karşılanan bir yetim, umutla dolan bir çocuk… İyiliğin halkaları böylece birbirine eklenir.

Bir hayır çarşısında satılan küçük bir ürün, bir yetimin okul ihtiyacına katkı sağlayabilir. Bir tabak yemek, zor durumda olan bir ailenin sofrasına ulaşabilir. Samimi ortaya konan bir emek, Gazze’de ,Yemende,Sudan’da yaraları satabilir.

İşte gönüllülük, insanın kendi imkânlarını başkalarının umuduna dönüştürmesidir.

Üstelik yapılan iyiliğin büyüklüğünü yalnızca miktarı belirlemez. Bazen bir insanın samimiyetle sunduğu küçük bir katkı, imkânı geniş birinin büyük yardımından daha farklı bir anlam taşır. Çünkü Allah katında amellerin değeri, niyet ve ihlasla yakından ilişkilidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Ameller ancak niyetlere göredir.” buyurmuştur. (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155)

Öyleyse gönüllülüğün merkezinde gösteriş değil ihlas, övgü değil rıza-i ilahi, rekabet değil kardeşlik bulunmalıdır.

Bazen insanlar hayır çalışmalarına katılmak ister ama kendilerinde yeterli maddi imkân bulunmadığını düşünür. Oysa iyilik yalnızca para vermekten ibaret değildir.

Rabbimiz şöyle buyurur:

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür.” (Zilzâl Suresi, 7. ayet)

Bu ayet, hiçbir iyiliğin Allah’ın bilgisi dışında kalmayacağını ve en küçük hayrın bile karşılıksız olmadığını müjdeler.

Bir gönüllü, maddi yardım yapamasa bile zamanını verebilir. Tecrübesini paylaşabilir, bir organizasyonda görev alabilir, bir yaşlının ihtiyacını giderebilir, bir yetimin yüzünü güldürmek için emek harcayabilir. Bazen yorulmuş bir arkadaşına destek olmak, bazen bir kardeşinin yükünü hafifletmek bile iyiliğin bir parçasıdır.

Çünkü gönüllülük, yalnızca elimizdekini paylaşmak değil; gerektiğinde kendimizden de ,zamanımızdan da infak etmektir 

İnsan bazen cebinden para çıkarır, bazen elini taşın altına koyar, bazen de kalbini ortaya koyar. Asıl mesele, sahip olduğumuz imkânları iyiliğin hizmetine sunabilmektir.

Günümüz dünyasında herkesin bir telaşı, yetişmesi gereken işleri, çözmeye çalıştığı meseleleri var. İnsan çoğu zaman kendi gündeminin içinde başkasının derdini fark etmekte zorlanabiliyor. Oysa gönüllülük, bizi yalnızca kendimiz için yaşamaktan çıkarıp başkalarının hayatına da dokunmaya çağırıyor.

Elbette herkesin imkânı, zamanı ve gücü farklıdır. Ancak herkes, kendi şartları içinde bir iyiliğin ucundan tutabilir. Önemli olan bütün yükü tek başına taşımak değil, taşıyabileceğimiz kadarını samimiyetle üstlenmektir.

Hayır çalışmalarının görünmeyen bir başka güzelliği daha vardır: İnsanları aynı amaç etrafında buluşturması.

Bir masanın etrafında yan yana çalışan gönüllüler, yalnızca bir yardım faaliyeti yürütmezler; aynı zamanda kardeşliği, dayanışmayı, sabrı ve fedakârlığı öğrenirler. Birbirlerinin eksiklerini tamamlar, sevinçlerini paylaşır, zorluklarını birlikte aşarlar.

Hayra gönüllü olmak yalnızca başkalarına bir şeyler kazandırmaz; kişinin kendi kalbini de eğitir. İnsana sabretmeyi, paylaşmayı, mütevazı olmayı ve karşılık beklemeden emek vermeyi öğretir.

Bir hayır çalışmasının sonunda elde edilen gelir hesaplanabilir. Kaç aileye ulaşıldığı, kaç çocuğun ihtiyacının karşılandığı, kaç kişiye yardım edildiği tesbit edilebilir. Fakat  hayır sahibinin kalbinde büyüyen merhameti, kazandığı manevi huzuru ve bir başkasının duasında yer bulmanın değerini rakamlarla ölçmek mümkün değildir.

Bir gün hepimiz bu dünyadan ayrılacağız. Geride malımızı, makamımızı, unvanlarımızı bırakacağız. Peki, geride hangi iyiliklerimizi bırakacağız? Kimin duasında yer alacağız? Hangi çocuğun yüzündeki tebessümde, hangi annenin içini rahatlatan haberde, hangi ihtiyaç sahibinin yeniden yeşeren umudunda bizim de bir payımız olacak?

Belki yıllar sonra adımızı kimse hatırlamayacak. Belki yaptığımız fedakârlıklar anlatılmayacak. Fakat onun emeği  Rab’bimizin katında ziyadesi ile kayıtlanmış olacak.Onun cennetine vesile olacak. Rab’bimiz Ankebut suresi 7. Ayeti kerimede şöyle buyuruyor

“İman edip iyi işler (salih ameller) yapanların kötülüklerini elbette örteceğiz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık vereceğiz.”

İyilik, yalnızca yaptığımız bir iş değil; ardından güzel izler bırakmak, ahireti kazanmak için istediğimiz bir ömür biçimidir.

Rabbimiz bizleri iyiliği yalnızca konuşanlardan değil, onu yaşayanlardan; hayra uzaktan bakanlardan değil, hayrın yükünü samimiyetle omuzlayanlardan eylesin. Emeklerimizi kabul, niyetlerimizi halis, gönüllerimizi merhametli kılsın. Bizleri bir insanın derdine derman, bir yetimin yüzüne tebessüm, bir mazlumun duasına vesile olan kullarından eylesin. Âmin.

Yazar: Ayşe BAĞCI

REKLAM ALANI