enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1447
EURO
55,3724
ALTIN
6.605,47
BIST
12.249,04
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Malatya
Az Bulutlu
24°C
Malatya
24°C
Az Bulutlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
19°C
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Pazar Az Bulutlu
20°C

SÖZDEN DAHA KIYMETLİ

SÖZDEN DAHA KIYMETLİ
REKLAM ALANI
6 saat ago
84
A+
A-

Çocuklarımıza ne kadar çok şey anlatırsak anlatalım, ne kadar çok öğrenmesi için gayret gösterirsek gösterelim, bizden görmediği bir hayatı onlardan bekleyemeyiz.
Çocuklarımızdan dürüst olmalarını istiyoruz. Peki, biz ne kadar dürüst yaşıyoruz?
Sabırlı olmalarını istiyoruz. Peki, öfkelendiğimizde nasıl davranıyoruz?
“Kitap oku.” diyoruz. Peki, biz okuyor muyuz?
Merhameti, iyiliği kuşansın istiyoruz. Peki, onlar bizim hayatımızda iyiliğin ne kadar yer tuttuğuna şahit oluyor?
Namaz ehli olsun, doğru insanlarla arkadaşlık etsinler istiyoruz. Peki, bizim ibadetlerimizde olan ihlasımız, Allah ile olan bağımız onlar tarafından nasıl görünüyor?
Kendimize soralım: Her şeyi yerli yerinde yapıyor muyuz? Emanetimiz olan çocuklarımıza gereken özeni gösteriyor muyuz?
Çocuklarımızın hafızasında bıraktığımız en güçlü eğitim, çoğu zaman onlara anlattığımız cümleler değil, bizim yaşadığımız hayattır.
Kur’an-ı Kerim bu konuda insanı sarsan bir soru sorar:
“Yapmayacağınız şeyi neden söylüyorsunuz?”
Ve hemen ardından bunun Allah katında büyük bir hoşnutsuzluk sebebi olduğunu bildirir. (Saff, 61/2-3)
Bir başka ayette ise şöyle buyurulur:
“Siz Kitab’ı okuduğunuz hâlde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?” (Bakara, 2/44)
Bu ayetler yalnızca başkalarına nasihat eden insanlara değil, sözü ile davranışı arasındaki tezatı fark etmesi gereken hepimize bir uyarıdır.
Çünkü sözün tesiri, yaşanmışlığın gücüyle artar.
Bir anne çocuğuna sabrı anlatabilir. Ama çocuk, annenin zor zamanlarda nasıl sabrettiğini gördüğünde sabrı öğrenir.
Bir baba dürüstlüğü anlatabilir. Ama çocuk, babasının menfaati söz konusu olduğunda bile doğruluktan vazgeçmediğini gördüğünde dürüstlüğün ne olduğunu anlar.
Çocuklarımızı yetiştirirken onlara neyi, niçin yapmamız veya yapmamamız gerektiğini anlatmamız ve bunun öneminden bahsetmemiz gerekiyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara bir şey anlatacağı zaman onlara güzel bir şekilde hitap edip sevgi dolu bir uslupla “Çocuktur, anlamaz.” dememiştir.
Bunlardan bir örnek olarak şunu verebiliriz:
Abdullah İbn Abbas radıyallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre şöyle demiştir:
Bir gün, çocuk yaşta iken Hz. Peygamber’in terkisinde bulunuyordum. Bana:
“Yavrucuğum, sana bazı kaideler öğreteyim.”
dedi ve şöyle buyurdu:
“Allah’ın buyruklarını gözet ki Allah da seni gözetip korusun. Allah’ın rızasını her işte önde tut, Allah’ı önünde bulursun. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen Allah’tan dile! Ve bil ki, bütün bir ümmet toplanıp sana fayda temin etmeye çalışsalar, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği faydayı temin edebilirler. Yine eğer bütün ümmet sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir. (Bundan sonra takdirde herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.)”
(Tirmizî, Kıyâmet, 59)

Dikkat edelim: Peygamber Efendimiz’in (sav) örnekliği yalnızca söylediklerinden ibaret değildi. O, anlattığı hakikati hayatında taşıdı. Merhameti yaşadı, adaleti yaşadı, sabrı yaşadı, emanete sadakati yaşadı, kulluğu yaşadı.
Bu yüzden sözleri gönüllere ulaştı.
Belki bugün çocuklarımızın bizi dinlemediğinden, sözlerimizin onlarda karşılık bulmadığından yakınıyoruz.
Ama belki de kendimize sormamız gereken daha derin bir soru var:
“Ben söylediklerimi ne kadar yaşıyorum?”
Bugün Gazze’de yaşananlar, insanların teslimiyeti, vakarı, inanmışlıkları tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Çünkü samimi olarak inandıkları dava uğruna mücadele ediyorlar. Yediden yetmişe hepsi aynı duygu ve inanmışlık ile hareket ediyor.
Bu durum bize örnekliğin ne kadar önemli olduğunu, hakkı ve hakikati yaşamanın, bunu eyleme ve söyleme dökmenin önemini gösteriyor. Gelecek nesillere hak olan davayı anlatıp onların da aynı ruhu kazanmış bir şekilde bu mücadelenin içinde yer almalarına sebep oluyor.

Bugün geldiğimiz noktada gençlerimize, çocuklarımıza ve yetişkinlerimize baktığımızda neyi eksik yaptığımızı, nerede yanlış yaptığımızı gözlemleyebiliyoruz.
Sadece seküler bir zihniyetle hareket etmenin; iyi bir iş sahibi olması, kaliteli bir yaşam sürmesi, evinin ve arabasının en iyilerinden olması için verdiğimiz çabanın onda birini ebedî dünyaları için göstermememizden kaynaklı, sadece menfaat ve çıkar peşinde koşan, empati yeteneğinden yoksun, anne babasının katili olabilecek kadar cüretkâr çocuklara sahibiz.
Çocuklarımız bizden yalnızca nasihat değil, aynı zamanda şahitlik de bekliyor.
Bir gün büyüdüklerinde söylediklerimizi hatırlamayabilirler.
Ama bizim nasıl yaşadığımızı, zor zamanlarda nasıl davrandığımızı, insanlara nasıl muamele ettiğimizi, iyiliğe nasıl sahip çıktığımızı hatırlayacaklar.
Ve belki yıllar sonra, bizim bugün farkında olmadan bıraktığımız izler onların hayatında devam edecek.
İşte o zaman anlayacağız:
Bir nesil yetiştirmek, sadece çocuklara doğruyu anlatmak ile olmuyor; doğrunun hayattaki karşılığını onlara gösterebilmek ve söylediğimiz doğruları yaşamakla oluyor…

Tabiki çok iyi biliyoruz ki tevfik Allah (cc) dan.

Yazar: Ayşe BAĞCI

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.